Türkiye’de şehir kültürü çoğu zaman mevcut yapıları yıkarak yeniden inşa etme anlayışı üzerine kurulu. Ancak bu mahalleler, geçmişten bugüne uzanan mimarî süreklilikleri, sosyal dokularını koruyarak sürdürebilme becerileriyle dikkat çekiyor (Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, t.y.). Mahalle kültürü devam ediyor, insanlar birbirini tanıyor. Yabancı biri geldiğinde de genellikle merakla sizi kucaklıyorlar. Bu misafirperverliğin ve kolektif hafızanın canlı temsilcilerinden tanıştığım ilk kişi İsmet amca idi. Atasoy Konağı’nın sahibi, biz proje alanımızı gezerken harman meydanında bizi alıp önce kahvede Rafet amca ile tanıştırdı, sonra da evini gezdirmişti. Hatta Estonyalı arkadaşım geldiğinde konağı gezdirirken Rusça ve Almanca olarak da onunla anlaşmaya çalışmıştı. Geçtiğimiz günlerde, Cemil Baba Evi’nin önünde kısa bir mola verdiğimde Meral Abla ile tanışma fırsatı buldum. Ailesiyle birlikte uzun yıllar sonra mahalleye dönerek evlerini aslına uygun biçimde restore ettikleri bilgisini paylaştı. Yeniden bu tarihî dokunun içinde yaşamaktan duydukları memnuniyet, yüz ifadelerine yansıyordu. Geçen Mayıs’ta misafirlerimi gezdirirken de Han Cami arkasında oturan Ahmet amca bize hemen arkasındaki yıkık vaziyetteki Taksiarhis Kilisesini gezdirerek bahçesindeki meyvelerden ikram etmişti. Onlarla yapılan kısa sohbetler bile geçmişe açılan birer kapı niteliğinde. Kısacası bu mahalle, iç ilişkilerde güçlü bir aidiyet duygusu geliştirirken, dışarıdan gelenlere karşı da belirli ölçüde açıklık sergileyen bir topluluk yapısına sahiptir.
Gezi rotasını yukarıdan aşağı doğru planlamak, bölgenin genel panoramasını kavrayabilmek açısından oldukça etkili. Bu rotayla ilerlerken daracık sokaklarda güneş ışığının süzülmesi, mahalleye has kokuların değişimi, geçmişten bugüne akan zamanın izlerini gözler önüne seriyor. Bazı noktalarda tırmanmanın yoruculuğunun mahalleyi anlamayı da zorlaştırdığını düşünüyorum. Mahallenin bitişik nizam yapılaşması içindeki daracık sokaklarda yürürken aralardan güneş sizi selamlar, mahallenin kokusu bile değişir. İlkbahar veya sonbaharda günbatımına yakın saatlerde görülen manzaralar bu yürüyüşü unutulmaz kılıyor. Sonbaharda turuncu renkler hakimken, ilkbaharda bahar çiçekleri görülür. Bahçelerden taşan çiçek kokuları, komşuların birbirine balkonlardan seslenişi, pencerelerden yayılan yemek kokuları, camilerden gelen ezanlar ve uzaktan gelen çocuk sesleri, batmaya yakın güneşin renkleri ve sıcaklığı ile tüm duyulara hitap eden bir deneyim sunuyor.
Bu mahalleler, çok sayıda din ve ırkın bir arada yaşadığı bir yapıya sahip olduğu için, mimari ve toplumsal olarak çok katmanlıdır. Ermeni, Rum ve Müslüman toplulukların izleri taşlar arasına, ahşap panjurlara ve sokak isimlerine işlemiştir. Yaman Dede Evi bunun çarpıcı örneklerinden biridir. Talas’ta doğan ve “Diamandi”, “Yanan Dede”, “Yamandi Molla” gibi isimlerle tanınan Yaman Dede'nin çocukluğunu geçirdiği bu ev, mimarisiyle de dikkat çeker (KÜLTUR, 2023). Girişte ikiz merdivenler, renkli ahşap detaylar, kırlangıç tavan gibi unsurlar göze çarpar. Mahalledeki diğer yapılarla karşılaştırıldığında, Hristiyan ve Müslüman ailelerin mimari tercihleri arasındaki farklılıklar da net bir şekilde görülür. Yaman Dede Evi’nin hemen karşısındaki yapının ahşap panjurları, bahçesindeki kemer detayları, merak uyandıran bir atmosfer sunar. Zamanla doğayla bütünleşmiş duvarlar, avlularda sarmaşıklarla sarılmış çeşmeler hâlâ ayakta. Fakat mahallenin en büyük sorunlarından biri, bu gibi yapıların terk edilmiş ve bakımsız halde bulunmasıdır. Ali Dağı’na doğru uzanan Muammer Bey Caddesi'ndeki 82 numaralı ev gibi yapılar, mimari detaylarıyla dikkat çekmektedir. Asimetrik ön cephesi ile sağda giriş sol tarafında pencereler bulunur. İkinci kata geçildiğinde çıkma balkon bulunmaktadır. Sonrasında da tahminim üst kata teras eki görülmektedir. Bu tür yapılar, etrafındaki tarihî dokunun göz göre göre yitip gidişine tanıklık eder. Yine de daracık sokaklardan Ali Dağı manzarasına açılan güzel sürprizler sunar. Bazı anlarda bir sokağın ucundan süzülen gün ışığı, geçmişin gölgeleriyle birleşerek izleyene derin bir huzur verir. Yüz metre kadar ileride bulunan merdivenli sokak deneyimlenmesi gereken başka bir aralıktır. Hükümet caddesine doğru inerken kediler size eşlik eder, şanslıysanız sizi sevmek isterler. Aşağı inerken yukarı baktığınızda taş oyma detayları eşliğinde gökyüzünü seyredersiniz. Merdivenli sokağın en altına inildiğinde detayları ön plana çıkan iki konak sizi karşılar ve buraya çeker. Sonrasında tekrar yukarı çıkarak Muammer Bey caddesinden devam ederek yaklaşık 250 metre ilerlediğimizde yolun sağında bu mahalleleri üstten seyrederken solda bitişik nizam konutları görmekteyiz. Ali dağına doğru gelindiğinde 2019 yılında tamamlanan T48 isimli konut yapısı bulunmaktadır. Kayseri’de görmeye alışık olmadığımız tarihi bölge içerisinde güncel mimari örneklerindendir. Ara ara rastlanan boşluklarda bazen eski yapıların kalıntıları bazen de aktif kullanılmayan konutları görürüz. Burada birkaç adım içeri girdiğinizde dikkat çeken detay kaya oyma, tonozlu büyük ihtimalle ahır olarak kullanılmış olan bu yapı olmaktadır. Sol tarafında konut yapısı bulunurken sağ tarafta bulunan kemerli derin boşluk dikkat çeker. Üst katı mevcut halde bulunmasa da merdiven bulunması sebebiyle geçmişte üst kısmında da bir yapılaşma olma ihtimali ön görülebilir.
Yaman Dede Camii, eski adıyla Panagia Kilisesi, 1886 yılında inşa edilmiş, 1925 yılında camiye dönüştürülmüştür. Muammer Bey caddesinden Karabey sokağa geçerek Yaman Dede Cami’yi üst kottan görmek isterseniz Yeni Cami sokaktan da seyredebilirsiniz. Caminin altında "Kemeraltı" olarak bilinen odalar bulunur. Bu odalar, zamanında tüccarların ve zanaatkârların uğrak yeri olmuş, sosyal hayatın merkezi işlevini görmüştür. Aynı yolu takip ederek toprak yoldan devam ettiğinizde Han Camii sizi karşılar. Bu cami ise 16. yüzyıldan kalmadır ve hem Selçuklu hem de Osmanlı detayları taşır. Caminin arkasındaki yıkık Taksiarhis Kilisesi de bu dini çeşitliliğin bir parçasıdır (KÜLTUR, 2023). Bu yapıların ortak varlığı, Talas’ın tarih boyunca bir hoşgörü ve birlikte yaşama kültürüne sahip olduğunu gösterir. Rotanın devamında, A. Yılmaz Tekin Sokağı, Erhan Caddesi, antika pazarı ve Harman Meydanı ziyaret edilir. Burada 95 numaralı Meral Abla’nın evi, Harman Camii, kütüphane ve tarihi kahvehane yer alır. Bu kemerlerden oluşan kahvehanede Rafet Amca gibi mahalle sakinleriyle sohbet ederek bölgenin tarihine dair canlı bilgiler edinmek mümkündür.
Atasoy Konağı, mahalledeki diğer önemli yapılardandır. İsmet Amca’nın aktardığına göre yapı, aile içinde paylaştırılmış ve selamlık bölümü onların kullanımına geçmiştir. Bu bölümün restorasyonu 2016 yılında başlamış ve günümüzde restorasyon tamamlanmış biçimdedir. Yapının mimari özellikleri arasında bölünmüş odalar, oda içlerine açılmış banyo nişleri, mutfak işlevi için kullanılan yeraltı buzluğu, girişte yer alan seki ve ahşap oyma kırlangıç tavan gibi özgün detaylar öne çıkmaktadır. Konağın içindeki geometrik desenli tavan süslemeleri ve taş işçiliği, dönemin sanat anlayışını yansıtır. Konağın bahçesinden dağa uzanan meyve ağaçları, geçmişteki üretim kültürünün bir uzantısı gibidir. Bu noktadan sonra rotanın Harman Meydanı’na dönerek Kazım Paşa Caddesi’ni takip edip Osmanlı Sokağı’na doğru devam etmesi önerilir. Kazım Paşa Caddesi, tarihî dokusunu koruyan ve hâlâ yaşamın sürdüğü değerli yapılara ev sahipliği yapan önemli güzergâhlardan biridir. Eğer zaman ve merak elverirse, bu caddenin kesişiminde yer alan Müsteşar Caddesi ve A. Yılmaz Tekin caddesi de görülmeye değerdir. Sessiz ancak güçlü bir atmosfere sahip olan bu sokak, kısa bir yürüyüşle dahi ziyaretçisine geçmişin izlerini hissettirecek niteliktedir. Osmanlı Sokağı'nın başındaki kahvecide bir kahve molası ise bu tarih dolu yürüyüşü keyifli bir sona bağlar. Bu son durakta hem yorgunluk atılır hem de zihinde biriken tarihî görüntüler tatlı bir sohbetle harmanlanır.
Talas’taki bu mahalleler, yaşamın sürebildiği, mimari ve sosyal tarihini koruyabilmiş ender örneklerdendir. Bu anlamda, kent belleği ve sivil mimarlığın yaşayan tanıkları olarak korunmaları büyük önem taşır. Bu sokaklar, yalnızca taş ve ahşaptan ibaret değildir; her bir köşe, bir zamanlar orada yaşayanların sesi, dokunuşu ve hatırasıyla doludur. Dolayısıyla bu mahalleleri yaşatmak, yalnızca bir bölgeyi değil, kentin tamamına ait bir kültürü ve kolektif belleği de yaşatmak anlamına gelir.
Kaynaklar
Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. (t.y.). Yayınlar ve broşürler. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. https://kayseri.ktb.gov.tr/TR-55274/yayinlar-ve-brosurler.html
Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. (tarih yok). Yaman Dede Camii: Kayseri’nin Kültürel Zenginliklerinden Biri. Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayını.
Kültür Envanteri. (tarih yok). Yaman Dede Camii. Kültür Envanteri. https://kulturenvanteri.com/yer/yaman-dede-camii/#17.1/38.687775/35.564719 Kültür Portalı. (tarih yok). Yaman Dede Camii (Panaya Kilisesi) - Kayseri.
Kültür Portalı. https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/kayseri/gezilecekyer/yaman-dede-camii-panayakilisesi?ysclid=m8u0ntxk2i703023618
Şahin, Haşim (2013). “Yaman Dede”. İslâm Ansiklopedisi. C. 43. Ankara: TDV Yay. 311-312.
Talas Belediyesi. (2020). Talas Tarihi ve Kültürel Mirası. www.talas.bel.tr
Talas Belediyesi. (tarih yok). Yaman Dede Kültür ve Sanat Evi [Facebook sayfası]. Facebook. https://tr-tr.facebook.com/people/Yaman-Dede-K%C3%BClt%C3%BCr-ve-SanatEvi/100069317321266/